• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/medyaparis
  • https://twitter.com/medyaparis

Sizden Gelenler

Sizden Gelenler
KİŞİLİĞİMİZ VE SOSYAL ETKİLEŞİMİ
07/02/2019
KİŞİLİĞİMİZ VE SOSYAL ETKİLEŞİMİ

Yaşamımızı birbiriyle içiçe geçmiş bir çok ilişkiler içerisinde geçiriyoruz.

Aile ile başlayan,arkadaş çevresi ile devam eden,doğduğumuz ülke,şehir,gittiğimiz okullar,ait olduğumuz din,edindiğimiz meslek,desteklediğimiz siyasi parti,üyesi olduğumuz dernek ve cinsiyetimiz bizim kimliğimizi belirleyen.

İçimizde yaşadığımız tüm duygu ve düşüncelerimizin bize ait olduğunu sanıyoruz.Oysa yukarıda sıraladığımız her bir grubtan düşünce ve davranış bize iz olarak kalır.
Tartıştığımız sorunları veya fikirleri tüm bu etkileşimlerin bize bıraktığı iz üzerinden değerlendirme eylemine gideriz.

Kim okuduğu bir kitaptan,izlediği bir sinema filminden veya katıldığı bir sosyal ortamdan etkilenmemiştir.
Dünya ekonomik pazarı boşuna çalışıyor olamaz.

Kişiliğimizin sosyal etkileşimden hatırı sayılır bir şekilde etkilendiğine göre iyi ve kötü yönlerini belirlemek kişinin kendisine kalmıştır.

Bu konuda sosyal  bilim insanlarının araştırmaları bize yol gösterici olabilir.

Hayatımız üzerinde hakimiyet sahibi olma,sevme,sevilme,ait olma ve benliğimizi değerli görme gibi dürtülerin eylemlerimiz üzerinde bir çok piskolojik alt yapı oluşturduğunun altını çizmişler.

Buna iyi bir örnek "Eelalem ne der " kaygısıdır.
Bu kaygılı davranışın altında,kabul görme,sevilme,dışlanmama gibi duyguların olduğu dolayısı ile  sevilme duygusu ile yapıldığı kanıtlanmış.
Özellikle bizim toplumumuzda yaygın olan bu kaygıyı yaşamayan çok az kimseye rastlanır.Kültürel bir davranış olma boyutunda gelişim göstermiştir.Bu toplumsal kaygının kişiliklerdeki etkisi alışkanlık derecesinde davranış boyutuna taşındığı zaman tehlike başgösterir.Yoksa herkes sevilme duygusu adına,istemediği halde istenilen şeyi yapmış,yaşamı içerisinde böyle süreçler geçirmiştir.

Diğer iyi bir örnek,özellikle,erkek egemen toplumlarda kadının kültürel olarak ikinci plana itilmesi, söz hakkının kısıtlanması, hayatını pasif bir izliyici olarak algılayarak kontrol edemediğini düşünmesine itecek boyutta sınırlar çizilmesi ile kendini kötü hisssetme hali vardır.Hayatı üzerinde hakim olamama duygusundan ortaya çıkan bu durumda gelip geçici bir duygu değilse,insanı hiçsizliğe itecek boyuta dönüşmüşse bu durum deprosyana neden olur.Ayrıca,insanlardan,itifat alınca mutlu ,eleştirildiğinde üzülmek, kendini değerli ya da değersiz görme eylemini başkalarına göre gerçekleştirmek,benliğini değerli görmeme duygusuna sokar insanı.Her bireyin değerli olma dürtüsü vardır bu tatmin olmalıdır elbet lakin bunu dışa bağımlı hale getirme insanda değersizlik sendromu oluşturur.

Grub piskolojisi ise apayrı bir durumdur.Kendini ait hissetme dürtüsünün sebeb olduğu bu durum,kişiliklerin gelişiminde sosyal olarak önemli bir etken.Ait olma dürtüsü ile dışlanmama adına,kişisel gelişiminden taviz vermek,diğer grubu ötekileştirmek,grub davranışı altında kutublaşmaya kadar götürebilir insanı.

Aslında bu dürtülerden oluşan duygu durumu insanların genelinde vardır.Önemli olan bu duyguları kontrol edebilmektir.Bunların eksikliği, sosyal olarak etkilenme oranını yükseltir.

Tüm bunların ışığında,şimdi sorgulamak adına sorarsak biz gerçekten kendimizmiyiz.Sorunlarımızı değerlendirirken kendimiz olarak mı cevap arıyoruz,yoksa sosyal etkileşimle edindiğimiz kendimiz olarak mı ?

Yani

Kültürel,politik ve ekonomik küreselleşme etkisinde pençeleşen bir dünya yüzünde,modernite batağında etkileşim alanı genişlemiş bir dünyalı olarak etkilenmeden dürtüsel duygularımıza teslim olmadan gelişebilecek bir ortamımız varmı.

Bu ortamı kendimize oluşturabiliyormuyuz.Etkileşim alanlarımızı daraltabiliyormuyuz.Kendimizi geliştirecek bu duygularımızı tatmin edecek besleyecek kaynağı bulduk mu.

Asıl düşünmemiz gerekenken konuda bu sanırım.

Besleneceğimiz kaynak ne olmalı......


Paylaş | | Yorum Yaz
91 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GERİDE KALAN İZLERDEN. - 22/10/2018
Bir yere bağlanmadan, bir tarihte gelip, bir tarihte başkasına devredilen,zor görevler vardır...
BİR FARKINDALIK İÇİN - 13/09/2018
Kivi şileden, erik Polonya'dan,üzüm İspanyadan,salatalık Hollanda'dan, tomates Fas'tan, muz Martinik'den, incir Türkiye'den gelmişler.
Çağımızın bilgi çağı, insanların ise dijital bir boyut kazandığı günümüzde. - 21/06/2018
İnsanın kendisi olması kadar güzel ne olabilirdi ki?
COĞRAFYA KADER MİDİR ? - 10/06/2018
Yedi milyar insan, yedi milyar farklı yaşam,algı,düşünce,duygu..
Hasret her devirde hasret. - 26/03/2018
Hasret her devirde hasret.
KÜLTÜREL EREZYON - 22/02/2018
Bu gelenek mi dini bir emir mi ?
Bir yaşam tarzı olarak din, köşede asılı dursun,hayatı zorlaştırsın. - 19/01/2018
DERT İSTEYENE DERT ÇOK. Bir yaşam tarzı olarak din, köşede asılı dursun,hayatı zorlaştırsın
ALIŞKANLIK ÜZERİNE.. - 29/12/2017
Yüzyüze görüşme birbirini kucaklayıp hal hatur sorma devri bitmek üzere..
ASLI GİBİ DEGİLDİR. - 27/11/2017
Tek bir elden mi yapılıyordu bu kültürel erezyon !??!!
 Devamı