• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/medyaparis
  • https://twitter.com/medyaparis
Sizden Gelenler
EN KÂRLI YATIRIM NEDİR ? Seçme hakki olmayan insan,
20/05/2013

 

 

 

     Allah'ın insanoğluna verdiği onca nimete rağmen hala şükretmemesi hep daha fazlasını talepetmesi anlaşılması çok manidar bir davranıştır.

     Yaratılış olarak, yaratıcısına muhtaç olan ve her zaman bir beklenti ile ona el açan kul, gereksiz şeyleri istemekle meşgulken, elindeki değerli şeyleri kaçırdığının farkında bile değildir.

     İnsan , Allah'ın dilemesi ile bir anne ve bir babanın nutfundan dünyaya gelmektedir.Ne annesini, ne babasını seçmeden onların vesilesi ile Rabbinin yaratması gereği geldiği bu dünyada bir çok nimetle karşılaşmakta ve yartıcısı tarafından bir çok sınav geçirmektedir.

    Rabbi ona emanet olarak geçici bir süreliğine can vermiştir , tek istediği onu yaratılış şeklini bozmadan, verdiği ölçülerin dışına çıkmadan öğütlediği şekilde bu dünyada yaşaması ve sonunda tutulan söz karşılığında vadedilen mükafata kavuşmasıdır.  Bu ayetle de sabittir.

     Bakara süresi 155 " Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele."

    Seçme hakkı omayan insan, bazen bir ilim erbabından, bazen bir çiftçiden, bazen bir yazardan ,bazen bir işçiden , bazen bir çöpçüden vs vs dünyaya teşrif etmekte ve verilen canın sorumluluğunu belli bir yaşta üzerine almaktadır.

     Dünyaya eşit şartlarda gelmeyen insan, önce ebeveyn sorumlulugunda sonradan ise kendine verilen iradesi ile yaşamını devam ettirmekle sorumludur.Yani bir yaşa kadar ondan sorumlu olan anne ve babasıdır.İnsan yetişmesi esnasında , anne ve babasının içinde bulunduğu yaşam tarzı, kültürü, bilgisi , algısı ne ise belli bir yaşa kadar onunla yetişmektedir.İlim meclisinde yetişen bir çocuk ile dağda çobanlık yaparak hayatını idame ettiren bir babanın çocuğu aynı şartlarda aynı bilinç ve şuurda olması zor görünmektedir.Aslında mümkündür fakat İstisnalar kaideyi bozmaz.Şu halde insana verilen kadar alabiliyor belli bir yaşa kadar.Sonrasında ise kendi çaba ve gayretleri sonucunda muvaffakiyet elde edebiliyor.Bunu peygamberimiz bir hadiste şöyle belirtmiştir, " Her çocuk müslüman doğar onu annne ve babası mecusi veya hiristiyan yapar"

     Bu hadise göre belli bir yaşa kadar mükellefiyeti üzerinde taşıyan ebeveyndir.İnsan yetişmesinde birinci derecede sorumludur.Doğduğu andan itibaren büyük bir titizlik isteyen bu ulvi görevi kendine görev saymayan annne ve babalar, o kadar boş şeylerle uğraştığını ancak o nimet elinden sessizce kayıp gittiğinde anlamaktadır.Altın nesil yetiştirdiği zaman kariyerinin artmayacağını , çok kazanamayınca geleceğini heba olacağı kanısına düşmekte ve asıl kazanacağı ahiret kariyerini ve kazancını elinin tersi ile itelemektedir.Bu düşünce ilede ortaya öylesine yetişmiş nesiller çıkmakta ve giderek insan yetişmesinde kayıplar olmaktadır.Günümüzde yaşam şartlarını da dahil ettiğimizde bu görevin giderek gerektiği gibi yerine getirilmediği görünmektedir.Yabancı ülkelerde ise bu can yakıcı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.Dikkat çekmek istediğimiz konuda budur.

     Dini ve kültürel alt yapısı farklı olan ülkelerde yetişen insan nesli yaratılış gayesinin dışında hayat sürmeye doğru sürüklenmektedir. Bu nedenle başta ailelere sonra da sivil toplum kuruluşlarına , cemaatlere büyük iş düşmektedir. Zamanımız bilgi ve teknoloji çağıdır. Bu araçları kullanarak çocukları eğitmek , bilgilendirmek va hayata hazırlamak zorundayız.

     Çocuk eğitiminin en etkin zamanı 3-6 yaş arası olduğu piskologlar ve alimler tarafından dile getirilmektedir.Üstelik üç yaş dönemi olumlu geçen çocuğun ergenlik döneminide rahat atlatacağının tespiti yapılmıştır. .Özellikle batı ülkelerinde anneyi çalışmaya iteleyen sistem çocuk eğitim yaşını 3 yaş olarak belirlemiş ve doğumundan 3 yaşına kadar genellikle çocuğu ile ilgilenen anne sonrasında okula ve kreşe bırakmak zorunda kalmıştır.Bu sistemde yetişen çocuklarımızda zamanla farkında olmadan bilinçaltına işlenen bilgiler ve kavramlarla kültür erezyonuna uğrayarak, belli bir yaşa gelince artık yerine yenisini koymakta zorlanmaktadır. Bunu gözönünde tutarsak,ebeveynler sorumluluğunu bilinçli bir şekilde yerine getirmek mecburiyetindedir.Bulunduğu çevredeki sivil kurum, cemaat, cami vs yerlere talebde bulunurak çocuğuna sekiz yaştan önce dini ve kültürel eğitim aldırma imkanına sahiptir.Bunu özellikle yabancı piskologlar tavsiye etmektedirler.Çünkü ana dilini öğrenen çocuğun ikinci dili daha iyi öğreneceği saptanmıştır.

     Televizyon yolu ile bilinçaltına yerleştirme yapıldığını duymuşsunuzdur.Bilen insanar uyarıyorlar yabancı kaynaklı cizgi filmlerde çocuklara yönelik yirmi beşinci kare ve subliminal reklam olarak bilinçaltına işlenen görüntüler mevcut.Sizde o görüntülerin yerine kendi kültürel değerlerimize ait figürleri bilinçaltına işleyerek işe başlayabilirsiniz.Ayrıca dört - beş yaşına gelmiş çocuklarınıza dini ve kültürel eğitim alması için etrafınızdaki imkanları araştırabilirsiniz.

      Allah' ın bize verdiği lutufları gözardı ederek sadece belli bir yaşa kadar sevmek, sonrasında batılı ülkeler gibi olmuyor diyerek boşluğa bırakıvermek veya evlendirerek başınızdan atmak yolunu seçtiğinizde size verilen ulvi görevi suıstimal etmiş olursunuz. Sonuçlarınada her iki dünyada karşılaşmak kaçınılmaz olur.

      Çocuklara yapılan yatırım en karlı yatırımdır.Kazancı hem anneye, hem babaya, hem topluma ve dünyaya yetecek kadar geniştir.Hatta diğer dünyaya insanı taşır.Hazır üç aylarda girmişken ebeveyn olarak sorumluluğumun neresindeyim diye bir ayna tutmak gerekliliğini hatırlatarak Hz ibrahimin duası ile noktalıyoruz.Bakara süresi 128 ayeti kerime ;

      “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”

 

                                                                                  ESLEMUNNISA



1006 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KARŞILIKSIZ İLİŞKİ BİÇİMİ - 21/11/2020
Kurtuluş,her ilişkide olduğu gibi yine iyi insan modelindedir
İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi oldukları gibi görürler... - 14/07/2020
Toplumlarda İyi insan,kötü insan tasvirleri vardır. Bu tasvirler,İnsanların davranışlarına ve
ROLLERİN BÜYÜSÜNDE - 30/11/2019
Insan etraftan birinin rolünün sona erdiğini duyduğu zaman,şöyle bir irkilir.
TARAFGİRLİK VE NEGATİF BAKIŞ. - 11/06/2019
Şu sosyal medya, bizi ne geliştiriyor, nede gündemsiz bırakıyor
KİŞİLİĞİMİZ VE SOSYAL ETKİLEŞİMİ - 07/02/2019
Yaşamımızı birbiriyle içiçe geçmiş bir çok ilişkiler içerisinde geçiriyoruz.
GERİDE KALAN İZLERDEN. - 22/10/2018
Bir yere bağlanmadan, bir tarihte gelip, bir tarihte başkasına devredilen,zor görevler vardır...
BİR FARKINDALIK İÇİN - 13/09/2018
Kivi şileden, erik Polonya'dan,üzüm İspanyadan,salatalık Hollanda'dan, tomates Fas'tan, muz Martinik'den, incir Türkiye'den gelmişler.
Çağımızın bilgi çağı, insanların ise dijital bir boyut kazandığı günümüzde. - 21/06/2018
İnsanın kendisi olması kadar güzel ne olabilirdi ki?
COĞRAFYA KADER MİDİR ? - 10/06/2018
Yedi milyar insan, yedi milyar farklı yaşam,algı,düşünce,duygu..
 Devamı