• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/medyaparis
  • https://twitter.com/medyaparis
Sizden Gelenler
SAYGI TAPICILIĞI...Saygı istenerek elde edilen bir davranış değildir.
14/06/2013
SAYGI TAPICILIĞI

      Bilim insanları,  insanların beyninden günde yetmiş bin tane düşüncenin gelip geçtiğini söylüyorlar.Bazen bunlardan bazıları sürekli   takılı kalıp gündeminizi oluşturuyorlar.Boyumuzu aşan bir mesele için bizde aldık kalemi elimize.
       Saygı, yaratılış hamurunun ana mayalarından biri, Sevginin kuzenidir. Mutluluğun ve huzurun anahtarıdır. Saygı sevgiden doğar, ahlaktan beslenir.
      Saygıyı, mikro ve makro boyutta düşünürsek; Makro boyutta , Allah tüm meleklerine,  Adem'e  secde edin dediğinde, aslında kendi yaratıcılığına saygı istemiş , şeytan ise hata yaparak aşağılananlardan olarak cennetten sürülmüştü. Bu nedenle Şeytanın kıyamete kadar ne kendi huzurlu olacak nede  kendine uyanlarda huzur bırakacak olduğunu,  Kur' anı kerimden öğreniyoruz. İşte insanda şeytananın düştüğü bu hataya düşmekte pek te geride sayılmaz. Nasıl mı? 
  Saygı tapıcılığına soyunarak;
     Her nefsin sevgiye duyduğu ihtiyacı kadar saygıya da ihtiyaçı vardır.Bunun  herkes idrakindedir. Fakat bazen insanlık bunun sarhoşluğuna kapılıyor. Kimileri mevki makam  sarhoşluğunda saygı tapıcılığına soyunuyor, kimileri Allah vermiş , zenginlik sarhoşu olmuş, kılığına, kıyafetine parasına saygı istiyor hale gelmiş, kimileri ünlenme sarhoşluğuna girmiş, kendisinin farklı yaratıldığını  düşünüyor, kimileri de cahil sarhoşluğunda naralar atıyor. Tüm sahip olduklarının kendilerine ait olduğu zannına kapılarak kendilerine emanet edildiğini unutuyorlar. Bir akıl etseler, Rabbim Kur'anda ne diyor, bize gönderdiği elçi nasıl anlatıyor diye; bir yudum içseler Kur'an şerbetinden sarhoşlukları gidecek kendilerine geleceklerdir.
      Saygı istenerek elde edilen bir davranış değildir. Neymiş efendim o iki üniversite bitirmiş, kariyer yapmış, doktora yapmış, filan yerde eğitim görmüş, öbürü mevki makam edinmiş, diğeri okullar, camiler yaptırmış vs. Derdi  bu tür sözler ile saygı tapıcılığı isteminde bulunmaktan ibaret. Mikro boyutta düşünürsek; farkında olmadan firavuna özenerek küçük dağları ben yarattım moduna girmek. Zaten bitirdiği üniversitenin  hakkını veriyorsa, yaptığı yardımı Allah rızası için yaptırdı ise, kariyerini insanlık için kullanacak faydalı olacaksa, saygıyı zaten görecektir. Saygı kendiliğinden otomatik sergilenen bir davranış biçimidir, istemekle elde edilen bir değer değildir.
       Birde tüm Dünyada mecburi olan zorba diyebileceğimiz saygı tapıcılığı vardır. Asker ve Polise gösterilen, omuzundaki  armaları tanımazmazlıktan gelsin, tınmasın başına ne gelebileceğini bildiğinden duyduğu saygı tipi. Yaşam biçimlerine göre o kadar çok saygı tapıcılığı vardır ki hepsi farklılık arzader.
   Saygı tapıcılığı bir hastalıktır. Şeytanın düşütüğü tuzağın ta kendisidir. Ne kendinde nede etrafında huzur bırakır. Başkalarına duymadığı saygıyı sürekli kendine istemekle meşgul olduğundan kendini görmez. İsminin önündeki kavramda takılı kalır ve onunla saygı göreceğine, mutlu olacağına inanır. Çünkü kendisine saygısı yoktur.
     Mesela Fatih Sultan Mehmet, bir çağın kapanıp bir çağın açılmasına neden olan İstanbulu feth etmekle dünya saygısını gördü. Ona duyulan saygı ; Yaratıcısına olan aşkı, genç yaşta kendine olan güveni , değerlerine olan saygısı, idealini büyük tutması, başkalarının değerlerine de kendi değerleri gibi saygılı olması sebebi  ile oldu. Padişahlığı ona süs kattı.
         İnsan ister fakülteler bitirsin, ister bitirmesin, ister makam mevki edinsin ister sıradan olsun, ister  zengin ister fakir olsun, ister ünlü ister ünsüz olsun kendisine ve başkalarına saygısı varsa herhangi bir kavrama ihtiyacı olmadan saygı görecektir.
      Günümüzde o kadar çok ünlü varki bir kısmına duyulan saygı bir kısmına duyulmaz. Sebebi; Saygı duyulanlar bir kavramla ortalara çıkıp saygı tapıcılığı yapmayan yaptığı işin hakkını verenler veya sizden biri olanlar yani size saygı duyanlardır.
     İnsanın, idealler, hedefler koyarak  başarılarılar elde etmesi ve hakkını vererek saygı görmesi başka bir boyut, anlatmak istediğimiz bunun dışında kalan; bunu yaşam biçimi haline getirerek oturup, kalktığına kör kütük sarhoşluk içinde saygı tapıcılığına soyunma halidir.
      İnsanın kendine saygı duyması, insanlara saygılı olması aslında Rabbine olan saygısıdır.
     Müminun Suresi, 57. Ayet'te
'Onlar ki Rablerine saygıdan titrerler.'
     yine Tevbe Suresi, 16.Ayet'te 
 'İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki kalbleri Allâh'ın Zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine Kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalbleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?'
  Saygı tapıcıları; şöyle bir secdeye kapanıp Ey Rabbim saygım (secdem ) sana, ben aciz bir kulunum , Sen olmazsan ben olmam, Sen bildirmezsen ben bilmem, Sen göstermezsen ben göremem......
    Senin lutfettiğin dilediğin kadarım ben, deseler; yüzde bin kendilerine gelmeleri  kuvvetle muhtemeldir.
 
ESLEMUNNISA
    


1475 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KARŞILIKSIZ İLİŞKİ BİÇİMİ - 21/11/2020
Kurtuluş,her ilişkide olduğu gibi yine iyi insan modelindedir
İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi oldukları gibi görürler... - 14/07/2020
Toplumlarda İyi insan,kötü insan tasvirleri vardır. Bu tasvirler,İnsanların davranışlarına ve
ROLLERİN BÜYÜSÜNDE - 30/11/2019
Insan etraftan birinin rolünün sona erdiğini duyduğu zaman,şöyle bir irkilir.
TARAFGİRLİK VE NEGATİF BAKIŞ. - 11/06/2019
Şu sosyal medya, bizi ne geliştiriyor, nede gündemsiz bırakıyor
KİŞİLİĞİMİZ VE SOSYAL ETKİLEŞİMİ - 07/02/2019
Yaşamımızı birbiriyle içiçe geçmiş bir çok ilişkiler içerisinde geçiriyoruz.
GERİDE KALAN İZLERDEN. - 22/10/2018
Bir yere bağlanmadan, bir tarihte gelip, bir tarihte başkasına devredilen,zor görevler vardır...
BİR FARKINDALIK İÇİN - 13/09/2018
Kivi şileden, erik Polonya'dan,üzüm İspanyadan,salatalık Hollanda'dan, tomates Fas'tan, muz Martinik'den, incir Türkiye'den gelmişler.
Çağımızın bilgi çağı, insanların ise dijital bir boyut kazandığı günümüzde. - 21/06/2018
İnsanın kendisi olması kadar güzel ne olabilirdi ki?
COĞRAFYA KADER MİDİR ? - 10/06/2018
Yedi milyar insan, yedi milyar farklı yaşam,algı,düşünce,duygu..
 Devamı